Harika Bilgiler

Sayın Adnan Oktar'ın 2 Haziran 2012 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 2 Haziran 2012

(Başbakan Erdoğan: “Biz Diyarbakır'ın efendisi değil hizmetkârıyız. Diyarbakır'da sadece Diyarbakırlı kardeşlerim için değil Abdurrahman Hazretleri gibi 41 sahabeyi de anarak size sesleniyorum. En mübarek topraklardan biri olan Diyarbekir'de olmanın hassasiyetiyle konuşuyorum. Bizim sevgimiz örgütçülükten gelmiyor biz birbirimizi Allah için seviyoruz. Türkçe de konuşsak, Kürtçe de konuşsak biz aynı toprakların dilini konuşuyor kalp diliyle iletişim kuruyoruz. Her daim kendimize Allah'tan başka zafer sahibi yoktur.”)

Güzel konuşuyor. Siyasette din anlatılmazsa memleket elden gider. Mutlaka dinle birleştiriciliği anlatmak lazım. Din birleştirici bir unsur. Atatürk ne diyor rahmetli?“Dinsiz milletlerin devamına imkânı yoktur”.

 

Türkiye iyiye gidiyor. Genç nüfusun artmasını istemesi Başbakan’ın normal. Her yerin yaşlı nüfusla dolması, batar Türkiye Allah esirgesin. Bizim nüfusumuzun daima genç nüfus olması lazım. Hadislerde de Peygamberimiz (sav), “Ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” diyor. Fakat şöyle bir sorun var tabii; mevcut şuan beslenemiyor. Türkiye’de onların eğitimi,  onların modern şartlarda, güzel şartlarda yaşamasını sağlamak çok zor oluyor. Bir yandan da zenginlik politikasını iyice geliştirmek gerekiyor. Onun için de yardımlaşma ruhunun gelişmesi gerekir. Fakiri fukarayı kollamak dinle olur, İslam’la olur.

 

(Sayın Erdoğan yeni bir hukuk düzenlemesi daha yapma çalışması içinde olduğunu belirterek şunları söyledi: “Şimdi işkence ve kötü muamelenin engellenmesi için daha önemli adımlar atacağız. Zaman aşımını kaldıracağız. Yargıtay makul sürede yargılama yapabilmesi için önemli adımlar atıyoruz. İddia makamı ve savunma makamını eşitliyoruz. Düşünce vicdan özgürlüğü önündeki engelleri ortadan kaldırıyoruz.”)

Bunlar çok güzel.Demokrasiyle ilgili her adım, acil ihtiyaçtır. Yalnız hâkim yargılaması çok büyük sorun Türkiye’de. Hâkimi istediği gibi eleştirmesi lazım insanın. Hemen hemen hiçbir şey söylenemiyor, her şey suça giriyor ve mutlaka da ceza alınıyor. Çünkü hâkime hâkim bakıyor. Bu düzenlemenin mutlaka ayarlanması lazım. Bunu dilekçe olarak hazırlayalım hem Adalet Bakanlığına sunalım, hem Başbakanlığa sunalım hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de gönderelim.

 

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: Kâim, (kıyam edecek olan Mehdi) benim evlatlarımdandır. Adı, benim adım; künyesi, benim künyem; huyu, benim huyum ve davranışları da benim davranışlarım olacaktır. İnsanları benim dinime çağıracak, Allah’ın Kitabına davet edecektir. Ona itaat eden, bana itaat eder. Ona isyan eden bana isyan eder. Gaybetinde(yokluğunda)  onu inkar eden beni inkar etmiştir. Yani zuhur etmeden, onu inkâr eden, Peygamberimiz (sav) beni inkâr etmiştir diyor. “Mehdi (as) gelmeyecektir, Mehdi (as) yoktur” diyen beni inkar etmiştir diyor.  Onu tekzip eden (yalanlayan) beni tekzip etmiştir. Yani “Mehdi (as)’ı yalanlayan beni yalanlamıştır” diyor.“Onu tasdik eden, beni tasdik etmiştir. Onu tekzip edenleri, onun hakkındaki sözlerimi inkar edenleri ve ümmetimi sapıtanları Allah nezdinde şikayet edeceğim.”diyor Peygamberimiz (sav).Zalimler yakında işlerinin sonucunu göreceklerdir. 800 yıl önce yazılmış bir kitap bu Bihar’ul- Envar, hadis kitabı (cilt 51 sayfa 73)

“Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Evlatlarımdan olan Mehdi’yi inkâr eden beni inkar etmiştir."”Aynısı sahih olarak Sünni eserlerde de var. Yani bu tarz hadisler.

 

“Muhammed bin Hanefiyye”benim dedem yani Hz. Ali’nin oğlu “döneminde Müslümanların bir kısmı Muhammed bin Hanefiyye’yi Mehdi olarak adlandırırdı.” Mehdi’ye benziyormuş bayağı. Bakın çok manidar, dedem, Mehdi’ye eşkal olarak benzediği için onu Mehdi zannediyorlarmış sahabeler o dönemde. Sürekli ona Mehdi diye hitap ediyorlarmış, o da sürekli bana Mehdi demeyin diyormuş. “Onun vasıtasıyla İslam için parlak bir gelecek va’dettiler. Öldüğü zaman da "ölmemiştir "Radva" dağında yaşıyor ve bir gün dışarı çıkacaktır" demişler.

 

(“Mısır’ın devrik başkanı Hüsnü Mübarek müebbet hapse mahkûm oldu.” haberine yönelik)

Kitap, Kuran okusun, ayet okusun, namazlarını kılsın. Yaptığı zulüm çok büyük, Allah’a tevbe etsin.

 

Allah dünyayı sevmemizi istemiyor, ben onu görüyorum. Yani dünyayı sevmeyeceğimiz her türlü tedbiri almış Cenab-ı Allah. Ahireti süratle istememizi istiyor. Yani onu da düşündüm de ahireti istemeyi çok ileriki zamana bırakma eğilimi var insanlarda. Birkaç saniye içinde ölmesi mümkün. Hemen ölmesi mümkün. Birden zaten dünyayı terk etmiş oluyor insan. Bu kadar ölümle iç içe yaşarken, dünya da bu kadar ehemmiyetsizken ahiretin önemsiz görünmesi yani ikinci derecede görünmesi akıllı bir insanın yapacağı bir şey değil. Yani samimi derin düşünüp başkaları yapmıyor dahi olsa dikkatini iradesini toplayıp, bu açık gerçeği görmesi lazım insanın. Başka insanlar fark edemiyor olabilirler. Çünkü beynimizin içinde öyle gösteriyor insanları Allah bize imtihan olarak. Belki birçoğu ölü.Yani Allah bize dese ki; “Ben sana 2000–3000 tane ölü gösterdim sen gittin ölülere uydun, niye dirilere uymadın, niye Kuran’a uymadın?” dese ne diyeceğiz?Hepsini ben onları gölge varlık olarak yarattım dese. Çok acayip bir duruma gelir insan değil mi?

 

Dünyaya gençken bağlanma şiddetli oluyor. Orta yaşta da şiddetli oluyor. Yaşlılıkta da şiddetli oluyor. Bir ara dönem ben görmedim. İnsanlarda bakıyorum gençken hiç aklının ucundan geçmiyor zaten. Mesela kızlara falan bakıyorum kız çocuklarına, delikanlılara falan,ooo uçsuz bucaksız hayat bizim diye düşünüyorlar. Daha dur bakalım falan yani sanki binlerce sene varmış gibi bir üslup.  40-50 yaşında zaten dur bakalım daha yaşlanmadık diyor. 70-80 yaşında da nasıl oluyorsa bir şekilde düşünmüyorlar.  Yani yine çok uzun vakit var gibi düşünüyorlar. Mesela çünkü 10-20 sene var diye düşünse bile ona çok uzun zaman olarak geliyor gene düşünmek istemiyor. O zaman düşünürüz gibi bir şey oluyor anladığım kadarıyla, erteleme oluyor.

 

Allah Kendine yaklaştırmak için insanı acayip aciz yaratmış. Harikalar da çok fazla yaratmış.Prizler fişler hep mucizelerin kaynağı. Priz ufacık bir delik, yani mercimek kadar falan bir delik. Pozitif elektriğin geldiği kısım önemli zaten. O saç kurutma makinesini cayır cayır çalıştırıyor. Hiç alakası yok.  Allah kurutuyor. Islatan da Allah, kurutan da Allah. Ama o küçücük deliği mercimek kadar orayı vesile ediyor onu dibini de insan görmüyor zaten ne olduğu da belli değil. Yani var olduğunu düşünerek, bize öyle gösteriyor Allah, işte oradan kablolar geçiyor diye düşünüyoruz.

Aslında hepsi cennet harikası tarzda olaylar. Cennette de buna benzer oluyor fakat sadece sebep yok. Mesela tabaklar falan dolabın kapağını bir açıyorsun cennetin nimeti aynısı sistem var kapağı açtın mı bir âleme giriyorsun orda tabaklar hazır oluyor. Tabağı Allah o anda yaratıyor ama sanki tabak orda sürekli duruyormuş gibi görünüyor. Hâlbuki “Allah her an bir yaratmadadır” diyor Allah ayette. “O her an bir iş üzerindedir” diyor Allah Kuran’da ayet.

 

Bütün dünya dindar olsa çok rahat eder insanlar. Fakat yobaz olacak diye korkuyorlar Allahualem. Mesela İsrail’de daha dindar olabilir hükümet, çok korkuyorlar yobazlık yayılacak diye.İsrail’de yobazlığa meraklı bayağı bir kitle var. Onlarda da yobazlık tehlikesi var ama Hıristiyanlarda yobazlık tehlikesi pek kalmamış Allahualem. Onlar zaten Hıristiyan olmayı ancak muhafaza ediyorlar gördüğüm kadarıyla. Protestanların evanjeliklerdetehlike var. Kan dökmeye eğilim var onlarda.

 

Kurani anlamda, böyle sahabe dönemi anlamında modern dindarlık dünyanın kurtuluşu, çok rahat ederler. Başka türlüde Allah rahatlık vermez. Hayat zor. İnsanlar düşünüyorum da, Allah o kadar zorlaştırmış ki, hem çok fazla nimet vermiş. Mesela bakıyorum evin manzarası mükemmel,deniz manzarası. Arabalar vermiş Allah ama hayat geçici. İnsanların çektiklerine bak. Mesela sabah kalkıyorlarbanyo yapması gerekiyor,yemek yemesi gerekiyor. Sekiz saat uyku ne demek? İnsanlar düşünmediğinden bu oluyor. Sekiz saat ölmek mecburiyetinde hergün insan. Mezara girer gibi, ölmeyi kabul ederek odasına girip ölüyor. Allah diyor;“her uyuduğunuzda canınızı alırım”. “Eğer istersem canınızı geri veriyorum” diyor Allah. Bazen de vermem diyor geri. Çoktur öyle. Her yerde acz var ama insanlar acze nasıl direniyorlar?

Sanki ölüm onları kovalıyor, insanlar kaçmaya çalışıyor gibi. Mesela İstanbul’un birçok yerinde akrepler var. Bir tanesi soksa, normalde öldürür akrep. Bazen sebepsiz kalp durması oluyor. Bu kadar çırpınış içerisinde, daha hala deliler gibi hem birbirleriyle kavga ediyorlar,küfür ediyor, bağırıyor.  Muazzam bir dünya hırsı var.Çok az bir para için bile başkasının canını yakıyor. Mesela evlilik için kadın, gariplerim, canlarım benim. Çok rahat kadını da vuruyor, kendini de vuruyor. O kadar çok kadın cinayeti var ki. Tek sebebi kadının cinsel organının olmasıbaşka bir şeyi yok. Kadının cinsel organı vasfını kaybetmiş olsa, ne kadını vurur, ne kendini vurur. Ki cinsel organı Allah acz içinde yaratmıştır. “Çirkin yerleri göründü.” diyor Allah ayette. Her türlü aczin kaynağıdır. Halbuki cinselliğinden dolayı vuruyor. Başka bir nedeni yok. Böyle bir eğitim bozukluğu, böyle bir kafa bozukluğu, böyle bir zihin aczi, muhakeme yargı aczi, bütün dünyayı kaplamış durumda. Darwinizm de bir yandan insanları ifsada götürdü. Dünya şu an felç oldu. Mesela Türk sanat müziği parçalarına bakıyorum,bir daha mümkünü yok olmuyor. O iman heyecanı, o ruh kaybolduğu için onlarda gitmiş vaziyette. Güzel heykel yapan, bir tane heykeltıraş yok.

 

Bir kısmı arkadaş çevresini kaybetmemek için inanmasa da (tesadüfen insanın oluşumuna) onlara inanıyor gibi gösteriyor. Bırakamıyor arkadaşlarını. Anlıyor ama bırakamıyor. Onlardanmış gibi görünüyor ama samimi konuştuğunda, onlarla bağlantısı olmadığı anlaşılıyor. Zaten Allah dünyayı bütün insanlığa veriyor. “Hepiniz paylaşın” diyorCenab-ı Allah. Mehdiyetle ilgili açıklamada zaten bu çok sarih görülüyor. “Malı eşit olarak dağıtır” diyor. “Herkes zengin olur” diyor. “Öyle bir hale gelir ki, zenginlikten dolayı mal alacak insan kalmaz” diyor. “Savaşlar durur, barış ve esenlik bütün dünya’ya hakim olur” diyor. Bunu 3000 yıl önce Cenab-ı Allah Tevrat’ta belirtiyor. Peygamberimiz (sav)’de 1400 yıl önce Kuran’da belirtiyor Mehdi’yi. Tevrat’ta,“Şiloh, Moşiyah, Kral Mesih, Davutoğlu”diye geçiyor. Hepsi de Mehdi (as)’nin isimleridir.

 

Sayın Adnan Oktar Tevrat’tan derin düşünmenin önemini açıklıyor:

“Yatağıma uzanınca seni anarım. Gece boyunca derin derin seni düşünürüm.”diyor. Mezmurlar 63/6’da.

“Rabinin işlerini anacağım. Evet geçmişteki harikalarını anacağım. Yaptıkları üzerinde derin derin düşüneceğim.  Bütün işlerin üzerinde dikkatle duracağım.”Mezmurlar 77/11.

“Önderler toplanıp, beni kötüleseler bile, ben kulum senin kurallarını derin derin düşüneceğim. Öğütlerin benim zevkimdir. Bana akıl verirler. Ne kadar severim yasanı,bütün gün düşünürümonun üzerinde. Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar. Çünkü her zaman aklımdadır onlar. Bütün öğretmeninden daha akıllıyım. Çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum. Gördüklerimi derin derin düşündüm. Seyrettiklerimden ibret aldım. Allah’ın yaptığını düşün. Onun eğrilttiğini kim doğrultabilir? İyi günde mutlu ol ama kötü günde dikkatle düşün. Sevinç duyuyorum. Öğütlerini izlerken. Sanki benim oluyor bütün hazineler. Koşullarını derin derin düşünüyorum. Yollarını izlerken zevk alıyorum kurallarından. Sözünü unutmayacağım. Dinle Eyyüp, durda düşün Allah’ın şaşılası işlerini. Yasa kitabında yazılanları dilinden düşürme. Tümünü özenle yerine getirmek için gece gündüz onu düşün. O zaman başarılı olacak ve amacına ulaşacaksın.” Yani düşündükçe, Allah sana o bilgiyi veririm diyor. Tevrat’ta bütün bu hükümler. İnşaAllah.

 

(Tutuklu olan milletvekillerinin serbest bırakılmalarını sağlayacak bir yasa değişikliği yapılması yönünde hükümet üzerinde baskı vardı. CMK 252. madde üzerindeki değişikliğin yapılmasına ve bu konuyla ilgili Hüseyin Gülerce’nin, “su uyur cuntacılar uyumaz” şeklindeki yazısına ilişkin)

Doğru demiş ama Türk polisi de uyumaz. Hz. Mehdi (as)’ın görevde olduğu bir yerde, İsa Mesih’in güzel gözleriyle tarassut ettiği bir alemde, Hz. Hızır’ın kol gezdiği bir memlekette yamuk adamlar hep tarassut altındadır. Yedikleri, içtikleri, aldıkları nefes bile tarassut altında. Yerin altında, yerin üstünde bütün yaptıkları tarassut altında. Sıkıysa bir çakallık yapsınlar. Hiçbir şey yapamazlar. Ufacık bir kıpırdanışlarında, Türk polisi enselerine biner. Zaten birbirlerine de güveni, saygısı kalmadı. Bir inanç da yok. Sadece kendilerini kurtarmanın derdindeler. Zaten egoist ve üçkağıtçılardan oluşan bir sistemiddia edilen Ergenekon terör örgütü. Stalinist, Leninist, komünistlerden oluşan, varını yoğunu talan ederiz diye düşünen at çakalların hülyasıydı. Zaten çoğu da bunamış, perişan vaziyetteler. Su uyur, Türk polisi uyumaz, inşaAllah. Kayanın altına girseler, fezaya çıksalar enselerinin tüyüne kadar tespit edilir söyleyeyim.

 

(Marmara Üniversitesi’ndeki fosil sergisi ve Haber Sol’da yayınlanan “Bilim karşıtı etkinlikler gittikçe artıyor” haberine ilişkin)

Bilim dışı olması için, bilimsel delil vermemiş olmamız lazım. Bilim dışı olan, arkadaşların bizzat kendileri. Nereden anlıyoruz? Diyoruz ki, “bize bilimsel bir delil” getirin.  Hiçbir yerde bilimsel delilleri yok. “Proteinleri anlatın” diyoruz. Proteinin olması için, başka bir proteine ihtiyaç var. Doğru mu? Doğru. Tesadüfen olması sıfır anlamına gelir. Bilimselliğin kökeni, doğru bilginin kökeni Kuran’dır. Samimi düşünmenin kökeni Kuran’dır. Bilim olmasaydı, biz sizi böyle hoşafa çevirir miydik? Bilimle sizi perişan ediyoruz. Türkiye’nin % 95’i niye Darwinizm’den vazgeçti? % 95 halk cahil olur mu? Fransa’da niye yenildi? “Halk cahil” diyor. Tamam senin aydın olduğunu düşünelim. Protein ne diyorum? “Yenecek birşey” diyorsun. Sağ elli, sol elli protein diyorum. Sağ kolunu, sol kolunu gösteriyorsun bana. Paleontolojik deliller Darwinizm’in geçersiz olduğunu gösteriyor. 400 milyona dayandı hali hazırda bulunan fosillerin sayısı. Hepsi yaratılışı ispat ediyor. Tek bir tane ara fosil diye iddia edebileceğiniz tek bir tane fosil yok. Oturuyorsunuz “biz bilimsellikten yanayız”. Keşke olsanız. Konu hallolacak o zaman.

 

(Sayın Kılıçdaroğulu Hz.Ali (r.a.)hakkında şöyle bir konuşma yaptı; “Hz.Ali'nin yüreğinde önce insan sevgisi vardı. Önce insanı sever o. Kılıç en son akla gelen şeydir. Dolayısıyla benim bunu dillendirmem bazı çevreler bilgi yetersizliği olarak yorumlayabilirler ama ben onu önemli ve İslam düşünürü olarak görürüm dedi. Benim dini kullandığım bir alan vardır o da şudur; İnsanın yoksulluğunun teşhir edilmemesi gerektiğine inanan bir insanım. Hem bu insan onuru ile bağdaşmaz dedi.”)

Güzel.Sayın Kılıçdaroğlu’nun Alevi olmasıyla onur duyuyorum. Benim hoşuma gidiyor. Bayağı sevinç duyduğum bir yönü. Bir de kaliteli bir insan, cevval de. Muhalefet lideri tabii ki muhalif konuşacaktır. Demokrasi savunuyor, iyi yani güzel. Fakat PKK konusunda çok titiz olunması gerekiyor. PKK ile bilimsel mücadele yapılması lazım. Onu aslında vurgulayabilse son derece güzel olur,tarihe geçer. Onun dışında mazlum bir Anadolu delikanlısı. Mazlum olduğu konuşmasından, elinden yüzünden belli. Dünya hırsı yok, köşe dönmeci değil.

 

(Ertuğrul Özkök,Fazıl Say’ın dine ve mukaddesata saygıya uygun olmayan sözlerinden dolayı mahkemenin hakkında 1 buçuk yıl hapis isteği ile iddianame hazırlamasınıHrantDink hakkında açılan davaya benzetmiş. HrantDink’tenErmeni, Fazlı Say'ın ise ateist olduğu için rahatsız olunduğunu ima etmiş. Ayrıca Fazlı Say'ın hakkında dava açılmasına sebep olan tüm saygıya uygun olmayan ifadelerini olduğu gibi yazısına taşımış.)

Ayıp yapmış. Böyle hakaret etmişti diye tekrar yayınlanması çok çirkin, çok ayıp ve çok yakışıksızdır. Ayrıca kanunen oda suç olarak biliyorum ben. Çirkin bir cesaret göstermiş. Ertuğrul Özkök çok çok ayıp yapmış. Tarihine bir leke daha eklemiş.Özür dilemesi lazım.

 

(Serdar Turgut “eskiden bugüne fikirlerinin çok değiştiğini bu nedenle kendisini dönek olarak adlandırdığını ancak aslında bu dönüşün bir anlamda nefretten dönüşü olduğunu yazdı. Atatürk'ün yaptığı yanlışların tarihi nedenini şimdi daha iyi anladığını ve Atatürk'ü daha çok sevdiğini belirterek eski yazılarımı ortaya çıkartıp beni etkileyemezsiniz. Doğru bildiğimden dönmem” dedi.)

Atatürk tam düşünerek çok zekice hareketler yaptı. Yobaz takımını bohçaladı böyle adeta yamulttu yani. Mehdi'nin çıkışına zemin hazırladı. Atatürk olmasa Mehdiyet Allahualem mümkün değil çıkamazdı. Mehdi (as)'ın zeminini mükemmel hazırlamıştır. Zaten mektubunda da yazıyor. Türk-İslam Birliği'nin olacağını, İttihad-ı İslam'ın oluşacağını, başa bir Müslüman’ın geçeceğini, yobaz sistemin yıkılacağını hepsini söylemiş.

 

(Yiğit Bulut Star Gazetesi’nde yazılarını yazmaya başladı ayrıca Kanal 24’ün genel yayın yönetmeni olarak görevine başladı. Star Gazetesi’ndeki ilk yazısında“Başkanlık sisteminin Türkiye için mükemmel sonuçları doğuracağını” belirtmiş.)

Çok doğru da şu yönetimlerin bağımsızlaştırılması,vatanınparçalara ayrılarak özerk yönetimler şekline gelmesi olayına gidecek kapının hiç açık olmaması lazım.O zaman istemeyiz.

 

“Birgün Atatürk ile aynı ortamda bulunan bir zatın, Türklerin dininin Şamanlık olduğunu söylemesi üzerine Atatürk şöyle der; “Ahmak, Müslümanlık Türk’ün milli dinidir. Müslümanlığı Türkler yaymışlardır ve Türkler kendileri en geniş manasıyla anlamışlar ve benimsemişlerdir.” Ne güzel konuşmuş Gazi hazretleri. Bak yobaz takımı kokmuş ağızlarıyla olmadık laf söylerler Atatürk’e.

2012-06-05 14:28:04

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top